Topluluk

#REKLAMYAZMAKZORUNLUDUR

Sıla Öztürk Editör 14.08.2026 95 görüntülenme
Reklam; günlük yaşantımızda her adımda karşımıza çıkan, ulusal ve global anlamda revaçta olan ürün ve hizmetlerin tanıtımını ilgilileriyle buluşturan, tüketim alışkanlıklarımızı belirleyen, hatta zaman zaman belirli markalara bakış açımızı etkileyen ve tercih mekanizmalarımızı doğrudan şekillendiren vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumsal hayatı bu kadar etkilemesiyle birlikte açıktır ki bu unsurun birtakım hukuki düzenlemelerle çerçevesinin belirlenmesi gerekir. Zira bu hukuki düzenlemeler yalnızca markayı, ürünü ve hizmeti korumakla kalmaz; bunların yanında tüketiciyi ve tüketim alışkanlıklarını da güvence altına alır. Bahsi geçen bu yasal düzenlemeleri çatısı altında buluşturan tek bir kanun Türk hukukunda bulunmamaktadır; nitekim reklam hukuku dediğimiz bu hukuk sahasında kanunların belirlediği genel çerçevenin içi çeşitli yönetmelikler ve kılavuzlarla doldurulur.

Yolda yürürken, alışveriş merkezinde gezerken, telefonumuzdan herhangi bir sosyal medya uygulamasına girdiğimizde, sinemada veya evde film izlerken, televizyondan dizimizi seyrederken her yerde çeşitli reklam ibareleri görürüz ve bunlardan kaçınmak modern dünyada neredeyse imkansız hale gelmiştir. Ancak bu içerikleri sadece izlemekle kalmayız, onların birer reklam olduğunu da hemen anlarız; çünkü karşımızda her zaman buna dair açık bir belirti bulunur. Peki, neden? Kanun koyucu tüketiciyi korumak adına reklam hukukunda bu tip belirtileri zorunlu tutmuştur. Dizi veya filmi ilk açtığımızda “ürün yerleştirme bulunmaktadır.” Ya da sosyal medyada takip ettiğimiz influencer tarafından ürün-hizmet önerilen bir gönderisinde “#reklam - #işbirliği” ibarelerini fark ederiz; bunlar vasıtasıyla bize önerilen ürün veya hizmetin aslında bir reklam için önerildiğini anlayabiliriz. Bu durumun ana çıkış noktası Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 6. maddesinde belirtildiği gibi reklam içeriğinin tüketiciye ulaştığı platform ne olursa olsun ‘reklam’ olduğunun açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılması zorunluluğudur. Bu zorunluluk, reklam hukukunun temel prensiplerinden olan örtülü reklam yasağı prensibini yansıtır. Örtülü reklam yasağının temelinde de tüketicilerin tercihlerini bilinçli bir şekilde yönlendirebilme özgürlükleri bulunur.

Bu yasağı güncel ve net olarak influencerların, yani sosyal medyada etkisi yüksek olan dijital içerik üreticilerinin, gönderilerinde bir üründen veya hizmetten bahsettiğinde ‘reklam ve işbirliği’ ibarelerini kullanmasıyla gözlemleyebiliyoruz. Dijital içerik üreticilerini konu alan bu düzenleme, Reklam Kurulu’nun yayımladığı Sosyal Medya Etkileyicileri Tarafından Yapılan Ticari Reklam ve Ticari Uygulamalar Hakkında Kılavuz’da genel hatlarıyla yer almaktadır. Bu kılavuz, Reklam Kurulu’nun 04.05.2021 tarihli ve 309 sayılı kurul kararında kabul edilmiş olup TKHK’un Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar başlığı altında 61,62 ve 63. maddelerinde belirtilen hususlarla tam bir istikrar içerisindedir. Kılavuzda ve ilgili kanun maddelerinde yer alan düzenlemeler, tüketicinin tüketim tercihleri ile ilgili bilinçli karar alabilmesi hakkı ve reklam niteliğindeki içeriklere duyabileceği güveni korumayı amaçlamaktadır.

Düşünün; içeriklerini sık takip ettiğiniz, tavsiyelerine güvendiğiniz bir içerik üreticisiyle aranızda adeta bir yapay arkadaşlık bağı oluşur; dolayısıyla bu kişinin sosyal medyadan önerdiği ürün ve hizmetlere güven duyarsınız, değil mi? Ne var ki bu arkadaşlık bağı bir illüzyondan ibarettir. İçerik üreticisi olmak bir meslektir; #reklam veya #işbirliği benzeri etiketler de meslek ve arkadaşlık illüzyonunu kıran ibarelerdir. Bu illüzyonun kırılması, tüketicilerin yapay bir samimiyete inanmasını engelleyerek bilinçli tüketim tercihlerinde bulunmalarını sağlar. Yönetmeliğe ve kılavuza göre; reklam amaçlı içerik üretilmesine rağmen aksinin iddiası, ürün ve hizmet hakkında kanıtlanamayacak derecede abartılı iddialar, tüketicinin geç kalma veya kaçırma korkusunu (FOMO (fear of missing out)) kullanma amacını güden ‘kapatıyoruz/son indirimler’ benzeri sözler tüketicinin güvenini sarsması ve bilinçli tüketimini engellemesi sebebiyle yasaktır. Bu yasaklara uymayan ilgililer; şikayet dahilinde idari para cezası, tedbiren veya süresiz durdurulması ve erişimin engellenmesi gibi ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.

Sonuç olarak, sosyal medya içeriklerinde karşımıza çıkan “#reklam” veya “#işbirliği” ibareleri, ilk bakışta yalnızca biçimsel bir zorunluluk gibi görünse de aslında tüketicinin bilinçli karar verme hakkını koruyan önemli birer unsurlardır. Zira mesele yalnızca bir içeriğin reklam olduğunu bilmekten ibaret değildir; mesele, bize sunulan tavsiyenin ardında bir ticari menfaatin bulunduğunu bilerek karar verebilmektir. Bazen küçücük bir etiket, ekranın diğer tarafındaki samimiyet ile ticari faaliyet illüzyonunu ortadan kaldırmaya yeter. Bu nedenle, evet: #reklamyazmakzorunludur.

Yayınlandı Topluluk

İlgili Yazılar