Topluluk
Estetik Ameliyat İstediğiniz Gibi Sonuçlanmadığında Hekimin Sorumluluğunun Kapsamı Nedir?Sağlık Hukuku Bakımından İncelenmesi ve Sorumluluğa Etkisi
Editör
Hastane-hasta arasındaki hukuki ilişkiye bakılacak olursa devlet hastaneleri ve özel hastaneler bakımından bir ayrım yapmak gereklidir.Devlet hastanelerinde hastane-hasta arasındaki hukuki ilişkinin kamu hizmeti niteliğindedir,bu yüzden bir sözleşme yoktur,idare hukuku çerçevesinde değerlendirilir,idarenin sorumluluğu hükümleri uygulanır.Özel hastaneler bakımından ise hastane-hasta arasındaki sözleşme ‘Hastaneye Hasta Kabul Sözleşmesi’ olarak adlandırılır ve hukuki niteliği kombine karma edimli sözleşmedir.Hastane hastaya karşı ihtiyaç duyduğu teşhis ve tedavinin sağlanması,bu süreçte hastanede kalması gereken durumlarda barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması gibi edimleri yüklenir.
Sağlık hukukunun gündeminde yer alan konulardan biri ise estetik operasyon sonrası yaşanan sağlıksal ya da görünümden kaynaklanan sorunlardır.Estetik operasyonlar alan itibari ile cerrahi operasyonlardan olsa da operasyonun estetik kaygıyla yapılması ve sonunda tam olarak vaat sayılmasa da beklenen bir estetik görünüm olmasından dolayı hukuki açıdan hangi sözleşme tipinin somut olaylara uygulanacağı tartışmalıdır.
Birinci görüş,estetik operasyonların da bir türü olması bakımından diğer cerrahi operasyonlardan farklı olmadığı dolayısıyla vekalet ve hizmet sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.Bu sözleşmelerde bir vaat yerine taahhüt bulunduğu,bunun tıbbi tedavi ve cerrahi işlemler bakımından hastanenin ve hekimin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi çerçevesinde kabul edilir.
İkinci görüş ise estetik operasyonların diğer cerrahi operasyonlardan ayrı tutulması gerektiği,zorunluluk farkı olduğu yönündedir.Bu görüşe göre estetik operasyonun hasta bakımından amacı operasyon sonunda beklenen estetik görünüme ulaşmaktır.Estetik görünümün de hastane ve hekim tarafından vaat edildiği kabul edilir.Bu görüş,estetik operasyonların eser sözleşmesi niteliğinde olduğu yönündedir.Yargıtay’ın da görüşü salt estetik müdahalelerin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesidir.Yargıtay 15.Hukuk Dairesi tarafından E.2018/5312 K.2019/139 sayılı kararında ‘Dava eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmakta olup’ ifadesinde açıkça belirtilmiştir.Bir diğer yine 15. Hukuk Dairesi E.2018/479 K.2018/1458 sayılı kararda ise ‘Sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK.’nın 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen ‘estetik amaçlı’ eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir.’ ifadesiyle operasyonun eser sözleşmesi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Bir örnek olay ile açıklanacak olursa A kişisinin burnunun görüntüsünden rahatsız olduğundan estetik operasyon olmak ister.A,bir özel hastaneye başvurup ameliyatı olur ancak sonrasında istediği görünüme kavuşamaz.Burnunun estetik açıdan eski halinden de kötü göründüğünü düşünen A’nın bu durumu yargıya taşıdığında süreç nasıl ilerleyecektir?A tarafından operasyon sonucunun beğenilmemesi hekimin sorumluluğu kapsamında değerlendirilmemelidir.Hekim üstüne düşen edimi yerine getirmiş,vaat edilen sonuca ulaştırmıştır. A’nın sonucu beğenmemesi subjektif bir görüş teşkil ettiğinden hekimin başarısızlığı söz konusu olamaz.Bundan dolayı da hekimin sorumluluğuna aykırı bir durum oluşmamıştır.
A’nın farklı bir senaryoda burnundaki kemiğin yamuk ya da kırık olmasının hem estetik kaygı hem de solunum sıkıntısı nedenleri ile bu operasyonu olmak istemesi söz konusu durumda herhangi bir değişime yol açar mı?Septum deviasyonu yani burun kemiği eğriliği hem solunum sıkıntısına yol açabilir hem de burnun yamuk gözükmesi ve burun delikleri boyutlarının farklı olması bakımından estetik açıdan sorun olabilmektedir.A’nın septum deviasyonunun septoplasti adı verilen burun içindeki kıkırdak ve kemik kısmının düzeltilmesi operasyonunun başarılı geçtiğini ve hastanın solunum sorununun çözüldüğünü varsayalım.Bu operasyon fonksiyonel amaçlıdır, hastanın burun görünümünün değişmesi hedeflenmez.Bu durumda hastanenin ve hekimin söz konusu operasyon ile sorunun tedavi edilmesi hukuki açıdan bir uyuşmazlık teşkil etmeyecektir.
A burnunun dış görünümünü de değiştirmek istediğinde rinoplasti adı verilen operasyon ile birleştirilerek hem burun kemiğinin düzeltildiği hem de görünümün değiştirildiği septorinoplasti ameliyatı gerçekleştirildiğinde ve bu ameliyat sonrası A’nın solunum sorunu çözülse ancak önceki halinden de kötü bir görünümde olsa hatta hastamız sokağa çıkamayacak hale gelse hukuki açıdan sorumluluk kime ait olacaktır?Ya da operasyon sonrası her iki işlemin de sonucunda hastanın hem solunum sıkıntısının devam ettiği hatta kötüye gittiği hem de görünüş olarak sorun olsa sorumluluk kime ait olacaktır?Bu tür vakalarda genellikle septoplasti ve rinoplasti operasyonları farklı hekimler tarafından birlikte yürütülerek ameliyat edilir.Bu yüzden ortaya çıkan sağlık sorununun hangi işleme ait olduğunun belirlenmesiyle hastanenin ve hatalı işlemi gerçekleştiren hekimin sorumluluğuna gidilebilir.
Hukuki açıdan septoplasti işleminde çerçeve belirlidir ancak rinoplasti bakımından yukarıda bahsedilen tartışmalar dolayısıyla sorumluluk yönünden durum belirsiz kalmaktadır.Hastanın söz konusu operasyon sonrasında oluşan görüntüyü beğenmemesi hekimin vaat ettiği sonucun gerçekleşmediği anlamına gelmez ancak ortada objektif bir görüşle burnun temel görüntüsüne uymaması,iyileşme sürecindeyken yamulması,burun deliklerinin arasındaki büyüklük farkının çok olması gibi kriterler ise hekimin vaat ettiği sonuca ulaşılamadığına dair kanıt oluşturur.Şu sıralar en sık karşılaşılan olay hastaların belirli görsellerle hekimlerine başvurup kişilerin anatomik farklılıkları gibi sebeple birebir kopyası çıkmaması halinde yargıya başvurmak istemeleridir.Bu durumda aydınlatılmış onam çok büyük önem taşımaktadır.Hekimin bu alanda uzman kişi olarak farklı kişilerin operasyonla aynı burunlara sahip
olamayacağı,hastanın yüz hatlarına uygun bir estetik görünümün mümkün olabileceğine dair hastayı aydınlatması şarttır.Hasta ve hekim operasyon öncesi görüşmelerle burnun görünüşüne dair bir mutabakata varmalıdır.Söz konusu işlemin cerrahi bir operasyon olması dolayısıyla önceden belirlenen görünümün birebir kopyası ortaya çıkması da çok zor bir ihtimal olduğundan hekimin yine burada hastayı aydınlatması gerekmektedir.Tıbbi işlemlerde hekimin müdahalesi dışında belirleyici etkenlerden biri de hastanın vücududur.Yapılan operasyonun hastanın vücudu tarafından kabul edilmemesi olasılıklardandır.
Kanımca estetik operasyonların da cerrahi operasyonlardan olduğu bariz olmakla tıbbi açıdan fonksiyonellik ölçütü diğer operasyonlardan farklıdır.Vaat olmasa da bu operasyonların estetik açıdan bir beklenti amacıyla yapıldığı açıktır.Bu beklenti gerçekleşmediğinde hukuki açıdan ne eser sözleşmesi ne de hastaneye hasta kabul sözleşmesi ile değil başka bir sui generis sözleşme olarak değerlendirilmeli ve gerçekleşmeyen beklentiden hastane ve hekim sorumlu tutulabilmelidir ya da estetik operasyonlarda elde edilmek istenen görünüm hastaneye hasta kabul sözleşmesinde taahhüt kapsamında değerlendirilmelidir.Hastanenin sorumluluğu hekime göre daha dar yorumlanmakta olduğundan bazı olaylarda ihlal bulunmaz.Hekimin bazı sorumluluklarının yerine getirilmemesi hastanenin sorumluluğunda bulunmayabilir ya da hekimin bariz kusuru hastanenin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir.Sonuç olarak operasyon amacına ulaşmamıştır, hastane ve hekim tarafından amaç bilinerek ve kabul edilerek amaca ulaşmaya dair bir irade beyanı bulunmaktadır.Bu durumda hekimin hastayı aydınlatması ödevi ortaya çıkar.Aydınlatılmış onam, sağlık hukuku bakımından en önemli ögelerden biridir ve hekimin birincil sorumluluklarındandır.Söz konusu durumlarda da aydınlatılmış onamın etkisi büyüktür ve birincil önceliktir.Aydınlatılmış onamın bulunması halinde de estetik operasyonların amacı gerçekleşmediğinde söz konusu durumdan sorumluluk doğmaması hasta açısından haklarını kullanamayacağı hukuki bir çıkmazdır.
Sağlık hukukunun gündeminde yer alan konulardan biri ise estetik operasyon sonrası yaşanan sağlıksal ya da görünümden kaynaklanan sorunlardır.Estetik operasyonlar alan itibari ile cerrahi operasyonlardan olsa da operasyonun estetik kaygıyla yapılması ve sonunda tam olarak vaat sayılmasa da beklenen bir estetik görünüm olmasından dolayı hukuki açıdan hangi sözleşme tipinin somut olaylara uygulanacağı tartışmalıdır.
Birinci görüş,estetik operasyonların da bir türü olması bakımından diğer cerrahi operasyonlardan farklı olmadığı dolayısıyla vekalet ve hizmet sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.Bu sözleşmelerde bir vaat yerine taahhüt bulunduğu,bunun tıbbi tedavi ve cerrahi işlemler bakımından hastanenin ve hekimin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi çerçevesinde kabul edilir.
İkinci görüş ise estetik operasyonların diğer cerrahi operasyonlardan ayrı tutulması gerektiği,zorunluluk farkı olduğu yönündedir.Bu görüşe göre estetik operasyonun hasta bakımından amacı operasyon sonunda beklenen estetik görünüme ulaşmaktır.Estetik görünümün de hastane ve hekim tarafından vaat edildiği kabul edilir.Bu görüş,estetik operasyonların eser sözleşmesi niteliğinde olduğu yönündedir.Yargıtay’ın da görüşü salt estetik müdahalelerin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesidir.Yargıtay 15.Hukuk Dairesi tarafından E.2018/5312 K.2019/139 sayılı kararında ‘Dava eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmakta olup’ ifadesinde açıkça belirtilmiştir.Bir diğer yine 15. Hukuk Dairesi E.2018/479 K.2018/1458 sayılı kararda ise ‘Sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK.’nın 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen ‘estetik amaçlı’ eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir.’ ifadesiyle operasyonun eser sözleşmesi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Bir örnek olay ile açıklanacak olursa A kişisinin burnunun görüntüsünden rahatsız olduğundan estetik operasyon olmak ister.A,bir özel hastaneye başvurup ameliyatı olur ancak sonrasında istediği görünüme kavuşamaz.Burnunun estetik açıdan eski halinden de kötü göründüğünü düşünen A’nın bu durumu yargıya taşıdığında süreç nasıl ilerleyecektir?A tarafından operasyon sonucunun beğenilmemesi hekimin sorumluluğu kapsamında değerlendirilmemelidir.Hekim üstüne düşen edimi yerine getirmiş,vaat edilen sonuca ulaştırmıştır. A’nın sonucu beğenmemesi subjektif bir görüş teşkil ettiğinden hekimin başarısızlığı söz konusu olamaz.Bundan dolayı da hekimin sorumluluğuna aykırı bir durum oluşmamıştır.
A’nın farklı bir senaryoda burnundaki kemiğin yamuk ya da kırık olmasının hem estetik kaygı hem de solunum sıkıntısı nedenleri ile bu operasyonu olmak istemesi söz konusu durumda herhangi bir değişime yol açar mı?Septum deviasyonu yani burun kemiği eğriliği hem solunum sıkıntısına yol açabilir hem de burnun yamuk gözükmesi ve burun delikleri boyutlarının farklı olması bakımından estetik açıdan sorun olabilmektedir.A’nın septum deviasyonunun septoplasti adı verilen burun içindeki kıkırdak ve kemik kısmının düzeltilmesi operasyonunun başarılı geçtiğini ve hastanın solunum sorununun çözüldüğünü varsayalım.Bu operasyon fonksiyonel amaçlıdır, hastanın burun görünümünün değişmesi hedeflenmez.Bu durumda hastanenin ve hekimin söz konusu operasyon ile sorunun tedavi edilmesi hukuki açıdan bir uyuşmazlık teşkil etmeyecektir.
A burnunun dış görünümünü de değiştirmek istediğinde rinoplasti adı verilen operasyon ile birleştirilerek hem burun kemiğinin düzeltildiği hem de görünümün değiştirildiği septorinoplasti ameliyatı gerçekleştirildiğinde ve bu ameliyat sonrası A’nın solunum sorunu çözülse ancak önceki halinden de kötü bir görünümde olsa hatta hastamız sokağa çıkamayacak hale gelse hukuki açıdan sorumluluk kime ait olacaktır?Ya da operasyon sonrası her iki işlemin de sonucunda hastanın hem solunum sıkıntısının devam ettiği hatta kötüye gittiği hem de görünüş olarak sorun olsa sorumluluk kime ait olacaktır?Bu tür vakalarda genellikle septoplasti ve rinoplasti operasyonları farklı hekimler tarafından birlikte yürütülerek ameliyat edilir.Bu yüzden ortaya çıkan sağlık sorununun hangi işleme ait olduğunun belirlenmesiyle hastanenin ve hatalı işlemi gerçekleştiren hekimin sorumluluğuna gidilebilir.
Hukuki açıdan septoplasti işleminde çerçeve belirlidir ancak rinoplasti bakımından yukarıda bahsedilen tartışmalar dolayısıyla sorumluluk yönünden durum belirsiz kalmaktadır.Hastanın söz konusu operasyon sonrasında oluşan görüntüyü beğenmemesi hekimin vaat ettiği sonucun gerçekleşmediği anlamına gelmez ancak ortada objektif bir görüşle burnun temel görüntüsüne uymaması,iyileşme sürecindeyken yamulması,burun deliklerinin arasındaki büyüklük farkının çok olması gibi kriterler ise hekimin vaat ettiği sonuca ulaşılamadığına dair kanıt oluşturur.Şu sıralar en sık karşılaşılan olay hastaların belirli görsellerle hekimlerine başvurup kişilerin anatomik farklılıkları gibi sebeple birebir kopyası çıkmaması halinde yargıya başvurmak istemeleridir.Bu durumda aydınlatılmış onam çok büyük önem taşımaktadır.Hekimin bu alanda uzman kişi olarak farklı kişilerin operasyonla aynı burunlara sahip
olamayacağı,hastanın yüz hatlarına uygun bir estetik görünümün mümkün olabileceğine dair hastayı aydınlatması şarttır.Hasta ve hekim operasyon öncesi görüşmelerle burnun görünüşüne dair bir mutabakata varmalıdır.Söz konusu işlemin cerrahi bir operasyon olması dolayısıyla önceden belirlenen görünümün birebir kopyası ortaya çıkması da çok zor bir ihtimal olduğundan hekimin yine burada hastayı aydınlatması gerekmektedir.Tıbbi işlemlerde hekimin müdahalesi dışında belirleyici etkenlerden biri de hastanın vücududur.Yapılan operasyonun hastanın vücudu tarafından kabul edilmemesi olasılıklardandır.
Kanımca estetik operasyonların da cerrahi operasyonlardan olduğu bariz olmakla tıbbi açıdan fonksiyonellik ölçütü diğer operasyonlardan farklıdır.Vaat olmasa da bu operasyonların estetik açıdan bir beklenti amacıyla yapıldığı açıktır.Bu beklenti gerçekleşmediğinde hukuki açıdan ne eser sözleşmesi ne de hastaneye hasta kabul sözleşmesi ile değil başka bir sui generis sözleşme olarak değerlendirilmeli ve gerçekleşmeyen beklentiden hastane ve hekim sorumlu tutulabilmelidir ya da estetik operasyonlarda elde edilmek istenen görünüm hastaneye hasta kabul sözleşmesinde taahhüt kapsamında değerlendirilmelidir.Hastanenin sorumluluğu hekime göre daha dar yorumlanmakta olduğundan bazı olaylarda ihlal bulunmaz.Hekimin bazı sorumluluklarının yerine getirilmemesi hastanenin sorumluluğunda bulunmayabilir ya da hekimin bariz kusuru hastanenin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir.Sonuç olarak operasyon amacına ulaşmamıştır, hastane ve hekim tarafından amaç bilinerek ve kabul edilerek amaca ulaşmaya dair bir irade beyanı bulunmaktadır.Bu durumda hekimin hastayı aydınlatması ödevi ortaya çıkar.Aydınlatılmış onam, sağlık hukuku bakımından en önemli ögelerden biridir ve hekimin birincil sorumluluklarındandır.Söz konusu durumlarda da aydınlatılmış onamın etkisi büyüktür ve birincil önceliktir.Aydınlatılmış onamın bulunması halinde de estetik operasyonların amacı gerçekleşmediğinde söz konusu durumdan sorumluluk doğmaması hasta açısından haklarını kullanamayacağı hukuki bir çıkmazdır.
Yayınlandı Topluluk