Topluluk

EDEBİ ESERLERİN SİNEMAYA UYARLAMASINDA ÖZGÜNLÜK VE ESERE SADAKAT

Beyza Kocabıyık 18.08.2026 75 görüntülenme
Son günlerde çokça uyarlama eserin sinema perdesine veya dijital platformlara taşındığını görüyoruz. Edebi eserin üzerinde yaratıcısının geniş kapsamlı korunan manevi hakları bulunduğu gibi bu haklar eserin sinemaya uyarlanmasında uyarlayan kişilere bazı sınırlar ve sorumluluklar yüklemektedir. Sinema eseri yeni baştan bir yapıt olarak yaratılırken kendi özgün yaratımını ortaya koyar, edebi esere sıkı sıkıya bağlı kalınması da beklenmez. Diğer yandan, edebi eserin ruhuna, mesajına, olay örgüsüne, ana karakterlere sadakat beklenmektedir. Ancak, özgürlüğün ve sadakatin dengesi nasıl belirlenir?
Esasında bir kitap serisi olan Bridgerton dizisinde olay akışının farklılaştığını, hatta karakterlerin fiziki görünüşleri ve cinsel yönelimleri gibi karakter özelliklerine kadar değişimler olduğunu görüyoruz. Bir yandan ise Masumiyet Müzesi gibi uyarlandığı kitaba, belki de yazarının atfettiği önemin bir sonucu olarak, son derece sadık dizi uyarlamaları görüyoruz. Bir yandan ise Uğultulu Tepeler’de olduğu gibi kitabın okuyucularına, filmini seyrederken bir şeylerin eksik kaldığını hissettiren, kitabı okurken hissettiğimiz duyguları tadamadığımız derecede tema değişikleri görüyoruz.
Halk arasında "Uyarlama" tabirimiz esasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 6 uyarınca "3. Musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması;" suretiyle "işleme" olarak tanımlanır.
Kanunumuzun 6. maddesi son fıkrasında ise işlemeye ilişkin iki koşula yer verir:
“İstifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla oluşturulan ve İşliyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler, bu kanuna göre eser sayılır”
Eserin hususiyeti ise yaratıcılık ile esere sadakat arasındaki çizgiyi oluşturuyor:
“Bir eserdeki “sahibinin hususiyetini yansıtma”, yani orijinallik unsuru, o eser bir başkası tarafından meydana getirilseydi aynı şekilde ve özellikte yapılmayacak olmasında gizlidir. Senaryo eserleri yönünden hususiyeti, aynı ana kurgudan yola çıkılarak roman/senaryo yazan kişinin işlediği olaylar örgüsü, yaratılan karakter ve tiplemeler ile o karakterlere yüklenen aksiyon ve repliklerden yola çıkılarak eserin bütünü itibariyle oluşturduğu genel izlenim ve bıraktığı intibada aramak gerekir. Bir eserin sahibinin hususiyetini yansıtan bir eser olması, o eserin baştan sona bütün noktalarında, her cümlesinde özgün olması anlamına gelmez. Orijinalliğin eserin bütününde olması şart olmayıp, nispi nitelikte orijinallik de yeterlidir (H. Arslanlı, Fikri Hukuk II, İst-1954, s.7).” (YARGITAY, 11. HUKUK DAİRESİ, E. 2020/8509, K. 2022/3996, T. 24.05.2022)
Edebi eserlerin sinemaya uyarlanmasına ilişkin şartlar, genel itibariyle yapımcı ile yapılan bir sözleşme çerçevesinde düzenlenmektedir. Eser sahibinin, sözleşmede yazılı surette kabulü olsa dahi korunan, feragat edilemeyen bazı hakları mevcuttur. Bu hak FSEK madde 14/3 ve 16/3 kapsamında "şeref ve itibarın zedelenmesini" önlemeye yöneliktir: "Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı saklıdır."
Asıl eser sahibi, sözleşmesel olarak işleme hakkını devretmiş olsa dahi eser sahibinin şeref ve itibarını zedelemesi halinde umuma tanıtılmasını, yayınlamasını men etme hakkı yahut şeref ve itibarını zedelemesi veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozacak surette işlenmesi halinde değiştirilmesini men etme hakkına sahiptir. Hatta bu hakkından feragat ettiğini sözleşmede belirtse dahi söz konusu hüküm kanunen hükümsüz sayılmaktadır.
Eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikte işleme kimi durumlarda daha bariz görülebilecek ise de "eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan" değişikliklerin kapsamı sinema eserinin özgün yaratımı ile birlikte terazinin karşısında konumlanmaktadır. Zira, sinemada yapımcının, senaristin, yönetmenin bazı karakterler, diyaloglar eklemesi olağan karşılanmaktadır. Ancak, "eserin mahiyet ve hususiyeti" eserin ana ruhu, mesajı, gidişatını temsil etmektedir.
Örneğin; roman, karakter analizi ve insan ilişkileri üzerine kurulu iken uyarlandığı sinema filminde şiddet ve fiziksel aksiyon sahnelerinin ağır basıyor olması Paris Temyiz Mahkemesince eserin mahiyetini bozuyor olması sebebiyle manevi haklara aykırı bir uyarlama olarak değerlendirilmiştir. (TGI Paris, 18 avr. 1979:RIDA oct. 1979, p. 175) Uğultulu Tepeler filmine tema değişikliği sebebiyle yapılan eleştirileri anımsatıyor.
Öte yandan, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı süre; eserin ruhuna aykırı olmayacak şekilde bazı yan karakterler eklenebilir, sahnelerde diyalog değişikliği yapılabilir, sinema tekniği yönünden gerekli değişiklikler yapılabilir, RTÜK gereklilikleri gereği bazı kısımlar revize edilebilir.
FSEK madde 16 esasında eserde değişiklik yapılmasını yasaklamakta ancak devamındaki fıkra ile "yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmelerin" eser sahibinin izni olmaksızın da yapılabileceğini düzenlemektedir.
Örneğin, sözleşmede yazılı olmadığı halde edebi eserdeki karakterin cinsiyetinin değiştirilmesi, teknik bir zorunluluk olmadığı halde değiştirilmesi olması sebebiyle manevi hak ihlali olarak kabul edilmiştir. (İstanbul BAM, 44. H.D., E. 2021/1312, K. 2024/996, T. 23.05.2024) Bu durumda, Bridgerton yazarının Netflix’le yapmış olduğu sözleşmede karakterlerin cinsiyetlerinin değiştirilmesi yönünden bir muavakati olduğuna dair tahmin yürütebiliriz.
Neticeten; eser sahibinin izni ile eserin işlenmesi gerekli olup işlemenin kapsamı belirli değilse eserde yayım tekniği açısından zaruri görülen değişimler bakımından eser sahibinin izni alınmaksızın değişiklik yapılabilecektir. Kanuni tanımı gereği işleme eser, "İşliyenin hususiyetini taşıma" şartına da bağlanmış bulunduğundan işleyen yönünden ayrı bir yaratım yapılacağı açıktır. Yaratımın sınırları eserin işlenmesinde "şeref ve itibarın korunması" ile "eserin mahiyet ve hususiyetinin" bir diğer deyişle, bütünlüğünün kaderini eser sahibinin dahi ellerine bırakmaksızın korumaktadır.

Yayınlandı Topluluk

İlgili Yazılar