Topluluk
Yapay Zekâ Çağında Duyguları Olan Bir Hukukçu Olmak
Fakültenin başından itibaren bize tarafsız olmayı öğrettiler. Kanuna bağlı kalmayı, objektif olmayı. Belki de bu yüzden duygularımıza hukukta yer olmadığını düşündük. Hayatımıza yapay zekâ girdiğinden beri herkesin aklında “Acaba hukukçunun yerini alabilir mi?” sorusu varken benim aklıma başka bir soru takıldı. Acaba yapay zekâ çağında bizi hukukçu yapan neyimiz kaldı? Cevap kesinlikle bilgi sahibi olmak değil ya da daha iyi dilekçe yazmak değil. Bizi farklı kılan, bir insanın gözlerine bakıp korkusunu endişesini anlayabilmemizdir.Çünkü hiçbir dosya sadece bir esas numarasından ibaret değildir. Her dosyanın arkasında uykusuz geçen geceler, kaybedilmekten korkulan bir iş, dağılan bir aile ya da adalet bekleyen çaresiz bir insan vardır. Yapay zekâ bunlara dilekçe yazabilir ama hissedebilir mi ? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki geleceğin hukukçusu, yapay zekâyı en iyi kullanan kişi olmayacak onu kullanırken insan olmayı unutmayan kişi olacak. Teknoloji bizi daha verimli yapabilir ama merhameti, vicdanı ve empatiyi otomatikleştiremez. Yapay zekâ çağında alınabilecek en büyük insiyatif, daha insanca kalabilmektir.Ve belki de geleceğin en iyi hukukçuları, güçlü muhakemeye sahip olmalarının yanında insanın hikâyesini dinlemeyi hiç bırakmayanlar olacaktır.
Yayınlandı Topluluk