Topluluk

Yapay Zeka Avukatım : Yazdığı Dilekçenin Telifi Kimin?

Asiye Bilgen 10.09.2026 231 görüntülenme
Bir avukatın dilekçe hazırlarken yapay zekâdan yararlandığını düşünelim. Olayı ve hukuki uyuşmazlığı yapay zekâya aktarıyor, gerekli yönlendirmeleri yapıyor ve karşılığında birkaç saniye içinde bir dilekçe elde ediyor. Ortaya çıkan bu metnin telifi kime ait?
Yapay zekânın yazdığı dilekçenin telifinin kimde olduğunu tartışmadan önce telif kavramını ele almamız gerekir. Peki telif hakkı nedir?
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) çerçevesinde telif hakkı; bir kişinin meydana getirdiği özgün bir eseri üzerindeki fikrî ve malî haklarını koruyan hukuki korumadır. Burada asıl mesele, ortaya çıkan metnin FSEK anlamında bir eser olup olmadığı ve eserse sahibinin kim olduğundadir. Eserin tanımına baktığımızda ise eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. (FSEK m.1/b) Tanımı incelediğimizde 2 temel şartı görüyoruz. İlki hususiyet, yani eserin onu meydana getiren kişinin özgün özelliklerini yansıtmasıdır. Diğer şart ise ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserlerinden birisi olmasıdır.
Şimdi yapay zekanın yazdığı dilekçeyi bu şartlar açısından değerlendirelim. Bir hukuki metni bir kategoriye göre sınıflandırmak mümkün değildir. Bu yüzden hususiyet açısından değerlendirdiğimizde sahibinin kim olduğu sorusu ortaya çıkacaktır.
Diyelim ki avukat, yapay zekâya yalnızca “bu olayla ilgili bir dilekçe hazırla” demedi. Olayın ayrıntılarını aktardı, hangi hukuki noktaların üzerinde durulacağını belirledi, kullanılmasını istediği argümanları seçti. Yani verilmesi gereken tüm promptlari verdi. Ortaya çıkan metin üzerinde değişiklikler de yaptı. Bu durumda ortaya çıkan ürün için tamamen bu ürün yapay zekaya aittir denilebilir mi, yoksa yoksa avukatın düzenlemeleri ile birlikte ürüne hususiyet kazandırılmış mıdır?
Öncelikle yapay zekaya aittir kısmı da kendi başına bir tartışma konusudur. Hukuken aitlik gerçek ya da tüzel kişilere tanınır. Fakat yapay zekanın tanımlandığı bir kişiliği yoktur. İleride yapay zekaya verilecek elektronik kişilik statüsüyle bu konu netlik kazanabilir.
Diğer taraftan baktığımızda ise yapay zekânın metnin içeriğini büyük ölçüde kendisinin belirlediği bir durumda, insan katkısının eserin oluşumundaki rolü ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle yapay zekâ tarafından hazırlanan her metin için “telif hakkı kullanıcıya aittir” ya da “telif hakkı hiç kimseye ait değildir” şeklinde tek bir cevap vermek mümkün değildir.
Önemli olan, ortaya çıkan metnin oluşumunda insanın ne ölçüde yaratıcı ve özgün bir katkısının bulunduğudur.
Sonuç olarak, yapay zekânın hazırladığı bir dilekçenin telif hakkının kime ait olduğunu tek bir cümleyle cevaplamak kolay görünmüyor. Burada yalnızca metni kimin yazdığına değil, metnin ortaya çıkma sürecine ve insanın bu süreçteki katkısına bakmak gerekiyor. Yapay zekâ yalnızca kullanılan bir araç mı, yoksa ortaya çıkan metnin yaratımında belirleyici olan taraf mı? İnsan tarafından verilen yönlendirmeler ve yapılan düzenlemeler hangi noktada esere hususiyet kazandıran bir katkıya dönüşür? Şimdilik yapay zekâ avukatımın yazdığı dilekçeyi dosyaya koymadan önce bir kez daha düşünmekte fayda var. Çünkü birkaç saniyede ortaya çıkan bir metnin hukuken kime ait olduğu, yapay zekânın yazma hızından çok daha karmaşık bir mesele.

Yayınlandı Topluluk

İlgili Yazılar