Topluluk
DEEPFAKE TÜRK HUKUKUNDA SUÇ MU?
Editör
Telefonun çalıyor. Arayan annen. Panik içinde "Hemen şu hesaba para at" diyor. Ses birebir onun ama arayan o değil: birkaç saniyelik kayıttan üretilmiş bir yapay zekâ kopyası.
Bu senaryo artık bilim kurgu değil. Ünlülere söylemedikleri sözleri söyleten videolar, rızasız üretilen cinsel içerikli sahte görüntüler, sahte CEO görüntüleriyle dolandırıcılık... Hepsinin ortak noktası aynı: deepfake. Peki bunları yapan biri Türkiye'de ceza alır mı? Gelin birlikte bakalım.
Önce şu deepfake'i bir tanıyalım
Deepfake, "deep learning" (derin öğrenme) ile "fake" (sahte) kelimelerinin birleşimi. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak bir kişinin yüzünün, sesinin veya hareketlerinin gerçeğe benzer biçimde taklit edilmesiyle oluşturulan ya da değiştirilen görüntü ve ses içeriklerini ifade ediyor.
Eskiden bunun için ciddi teknik bilgi gerekiyordu; bugün ise çeşitli uygulamalar sayesinde benzer içerikler çok daha kolay üretilebiliyor. Sorun da tam burada başlıyor.
Kısa cevap: Ayrı bir "deepfake suçu" yok, ama...
Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) "deepfake" adıyla bağımsız bir suç tipi bulunmuyor.
Ama bu, deepfake kullanılarak gerçekleştirilen her fiilin serbest olduğu anlamına gelmiyor. Ceza hukukunda önemli olan yalnızca kullanılan araç değil, gerçekleştirilen fiil. Deepfake aracılığıyla yapılan bir eylem, kanundaki bir suç tanımının bütün unsurlarını karşılıyorsa ilgili suç kapsamında cezai sorumluluk doğabilir.
Peki hangi suçlar gündeme gelebilir?
Deepfake kullanılmış olması aşağıdaki suçların kendiliğinden oluştuğu anlamına gelmez. Her suçun kanuni unsurlarının somut olayda ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
• Hakaret (TCK m.125): Sahte bir içerik aracılığıyla belirli bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesi hâlinde gündeme gelebilir.
• Kişisel verilere ilişkin suçlar (TCK m.135–136): Bir kişinin görüntüsü veya sesi kişisel veri niteliği taşıyorsa, bunların hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ilgili suçların unsurlarına göre değerlendirilebilir. Ancak yalnızca deepfake üretilmiş olması bu suçların işlendiği anlamına gelmez.
• Şantaj (TCK m.107): Sahte bir videonun yayımlanacağı tehdidiyle kişiden para veya başka bir menfaat elde edilmeye çalışılması, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde şantaj suçunu gündeme getirebilir.
• Dolandırıcılık (TCK m.157–158): Sahte bir ses veya görüntü kullanılarak kişinin hileli davranışlarla aldatılması ve onun ya da başkasının zararına yarar sağlanması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşabilir. Bilişim sistemlerinin suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması gibi kanuni koşulların bulunması hâlinde nitelikli dolandırıcılık hükümleri de uygulanabilir.
• İftira (TCK m.267): Bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılması ya da idari yaptırım uygulanması amacıyla yetkili makamlara ihbar veya şikâyet edilmesi ya da basın ve yayın yoluyla isnat edilmesi sırasında sahte görüntülerden yararlanılması hâlinde gündeme gelebilir.
• Müstehcenlik (TCK m.226): Deepfake yoluyla oluşturulan içeriklerin bu maddede düzenlenen suçun unsurlarını karşılaması hâlinde uygulanabilir. Ancak her rızasız cinsel içerikli deepfake'in otomatik olarak müstehcenlik suçunu oluşturduğu söylenemez. Çocukları konu alan cinsel içerikli deepfake'ler bakımından ise TCK m.226'daki çocuklara ilişkin hükümler başta olmak üzere, somut fiilin niteliğine göre ilgili suç düzenlemelerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
İşin en ilginç kısmı: Sahte görüntü "özel hayat" sayılır mı?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134), kişinin özel hayatına ilişkin gizliliği koruyor. Peki tamamen yapay olarak oluşturulmuş ve gerçekte yaşanmamış bir görüntü bu suç kapsamında değerlendirilebilir mi?
Deepfake videoda gördüğünüz sahne gerçekte hiç yaşanmamış olabilir. Kişinin gerçek bir anını değil, yapay zekâyla oluşturulmuş bir görüntüyü izliyorsunuz.
Buradan şöyle bir soru doğuyor: "Ortada ifşa edilen gerçek bir özel hayat görüntüsü yoksa özel hayatın gizliliği nasıl ihlal edilmiş olabilir?"
Ceza hukukunda suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile kıyas yasağı bulunuyor. Bir fiil kanundaki suç tanımının unsurlarını karşılamıyorsa kıyas yoluyla o suçtan cezalandırılamaz.
Ancak özel hayatın gizliliğinin korunması yalnızca gerçek görüntülerin ifşasından ibaret değil. İçeriğin hazırlanmasında gerçek özel hayat verilerinin kullanılıp kullanılmadığı, kişinin özel yaşam alanına yönelik müdahalenin niteliği ve gerçekleştirilen diğer fiiller de önem taşıyabilir. Bu nedenle tamamen sentetik görüntülerin TCK m.134 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda her olaya uygulanabilecek kesin bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.
Somut olayın özelliklerine göre hakaret, kişisel verilere ilişkin suçlar veya şantaj gibi diğer suç tipleri de gündeme gelebilir. Ancak mevcut suç düzenlemelerinin deepfake teknolojisinin yol açtığı bütün zararları karşılamak bakımından yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu.
Ceza davası dışında neler yapılabilir?
Mağdur için en acil ihtiyaç çoğu zaman içeriğin hızla kaldırılmasıdır. Burada önemli bir hukuki değişikliği bilmek gerekiyor.
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Önceden kişilik haklarının internet yayınlarıyla ihlal edildiğini ileri süren kişiler, bu maddeye dayanarak doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurabiliyordu.
Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli, E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 9. madde iptal edildi. İptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu nedenle eski 9. maddeye dayalı başvuru yolu artık kullanılamıyor.
Peki başka hangi yollar değerlendirilebilir?
• Özel hayatın gizliliği nedeniyle erişimin engellenmesi (5651 m.9/A): Özel hayatının gizliliğinin internet yayını nedeniyle ihlal edildiğini ileri süren kişiler, maddede düzenlenen koşullarla BTK'ya başvurabilir. Bu mekanizma hâkim denetimine tabidir. Ancak her deepfake içeriği bakımından kendiliğinden uygulanmaz; özel hayatın gizliliğine yönelik ihlalin ve başvuru koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerekir.
• Katalog suçlar nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi (5651 m.8): İnternet yayınının bu maddede sayılan suçları oluşturduğuna ilişkin yeterli şüphe bulunması hâlinde, kanunda öngörülen koşullarla tedbir uygulanabilir. Müstehcenlik ve çocukların cinsel istismarı, maddede sayılan suçlar arasındadır.
• Hukuk mahkemesi yolu: Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri kapsamında kişilik hakkına yönelik saldırının önlenmesi, durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti istenebilir. Koşulları varsa ihtiyati tedbir ile maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
KVKK her deepfake vakasında uygulanır mı?
Yüz görüntüsü ve ses, belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilebiliyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir. Ancak her yüz görüntüsü veya ses kaydı otomatik olarak "biyometrik veri", dolayısıyla özel nitelikli kişisel veri sayılmaz.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun biyometrik verilere ilişkin rehberinde, kişiyi özgün biçimde teşhis etmeye veya teyit etmeye imkân veren spesifik teknik işlemler önem taşıyor. Dolayısıyla deepfake üretiminde kullanılan verilerin biyometrik veri niteliği, uygulanan teknik işlemlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.
KVKK'nın uygulanıp uygulanmayacağı da somut olayın özelliklerine bağlıdır. Kanun'un 28. maddesinde belirli veri işleme faaliyetlerine ilişkin istisnalar bulunuyor.
KVKK'nın uygulandığı durumlarda, ilgili kişinin Kurula şikâyet yoluna başvurmadan önce kural olarak veri sorumlusuna başvurması gerekiyor. Başvuruya verilen yanıt veya yanıt verilmemesi durumuna göre Kanun'un 13 ve 14. maddelerinde öngörülen süreler ve usuller çerçevesinde Kurula şikâyet mümkün olabilir.
Peki gelecekte ne olacak?
Deepfake içeriklerin yol açtığı sorunlara ilişkin Türkiye'de yeni düzenleme önerileri de bulunuyor.
Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk ve arkadaşlarının sunduğu, 2/3358 esas numaralı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, 7 Kasım 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu.
Teklif, 8 Ekim 2026 itibarıyla komisyon aşamasında bulunuyor; yani henüz yasalaşmış değil.
Teklifte yapay zekâyla üretilen içeriklerin etiketlenmesi, belirli hukuka aykırı içeriklere yönelik hızlı müdahale mekanizmaları, idari yaptırımlar ve yapay zekâ kullanılarak gerçekleştirilen suçlara ilişkin sorumluluk konularında düzenlemeler öngörülüyor.
Ancak bunlar henüz kanunlaşmadığından, teklifin öngördüğü yükümlülükler ve yaptırımlar yürürlükteki hukuk kuralları olarak değerlendirilemez.
Avrupa Birliği'nin Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ise deepfake niteliğindeki görüntü, ses ve video içeriklerinin yapay olarak üretildiğinin veya değiştirildiğinin açıklanmasına ilişkin şeffaflık yükümlülükleri getiriyor. Bu yükümlülüklerin kapsamı ve istisnaları da düzenlemenin 50. maddesinde yer alıyor.
Deepfake mağduru olursan ne yapmalısın?
1. Delil topla. İçeriğin ekran görüntüsünü al; bağlantısını, paylaşan hesabı ve tarihi kaydet. Gerektiğinde delillerin güvenilir biçimde tespit edilmesi için hukuki destek al.
2. İçeriği bildir. Paylaşıldığı platformun şikâyet mekanizmasını kullan.
3. Hukuki yolları değerlendir. İçeriğin niteliğine göre 5651 sayılı Kanun'un 9/A veya 8. maddelerindeki mekanizmalar ya da hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir talebi gündeme gelebilir.
4. Suç duyurusunda bulun. Fiilin suç oluşturduğunu düşünüyorsan Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilirsin. Özellikle şantaj veya dolandırıcılık şüphesinde gecikmemek önemlidir.
5. Bir avukata danış. Hangi hukuki yolların kullanılabileceği ve hangi suçların oluşabileceği somut olayın özelliklerine göre değişir.
Sesli dolandırıcılığa karşı küçük bir ipucu: Ailenle yalnızca sizin bildiğiniz bir "güvenlik kelimesi" belirleyebilirsin. Yapay zekâ sesi taklit edebilir; ancak gizli tutulan bir güvenlik kelimesi dolandırıcılık girişimini fark etmene yardımcı olabilir.
Son söz
Kısacası deepfake, Türk hukukunda bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş değil. Ancak bu teknolojiyle gerçekleştirilen fiiller, kanuni unsurları gerçekleştiği ölçüde mevcut suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte "sahte görüntü özel hayatın gizliliğini ihlal eder mi?" sorusu ve kişilik haklarının internet ortamında korunmasına ilişkin tartışmalar, teknolojinin mevcut hukuk düzenini hangi noktalarda zorladığını gösteriyor.
Belki de asıl soru şu: Hukuk yalnızca gerçekleşmiş ihlalleri cezalandırmakla mı yetinmeli, yoksa bu içeriklerin yol açabileceği zararları önlemek için daha etkili mekanizmalar mı geliştirmeli?
Bu senaryo artık bilim kurgu değil. Ünlülere söylemedikleri sözleri söyleten videolar, rızasız üretilen cinsel içerikli sahte görüntüler, sahte CEO görüntüleriyle dolandırıcılık... Hepsinin ortak noktası aynı: deepfake. Peki bunları yapan biri Türkiye'de ceza alır mı? Gelin birlikte bakalım.
Önce şu deepfake'i bir tanıyalım
Deepfake, "deep learning" (derin öğrenme) ile "fake" (sahte) kelimelerinin birleşimi. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak bir kişinin yüzünün, sesinin veya hareketlerinin gerçeğe benzer biçimde taklit edilmesiyle oluşturulan ya da değiştirilen görüntü ve ses içeriklerini ifade ediyor.
Eskiden bunun için ciddi teknik bilgi gerekiyordu; bugün ise çeşitli uygulamalar sayesinde benzer içerikler çok daha kolay üretilebiliyor. Sorun da tam burada başlıyor.
Kısa cevap: Ayrı bir "deepfake suçu" yok, ama...
Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) "deepfake" adıyla bağımsız bir suç tipi bulunmuyor.
Ama bu, deepfake kullanılarak gerçekleştirilen her fiilin serbest olduğu anlamına gelmiyor. Ceza hukukunda önemli olan yalnızca kullanılan araç değil, gerçekleştirilen fiil. Deepfake aracılığıyla yapılan bir eylem, kanundaki bir suç tanımının bütün unsurlarını karşılıyorsa ilgili suç kapsamında cezai sorumluluk doğabilir.
Peki hangi suçlar gündeme gelebilir?
Deepfake kullanılmış olması aşağıdaki suçların kendiliğinden oluştuğu anlamına gelmez. Her suçun kanuni unsurlarının somut olayda ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
• Hakaret (TCK m.125): Sahte bir içerik aracılığıyla belirli bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesi hâlinde gündeme gelebilir.
• Kişisel verilere ilişkin suçlar (TCK m.135–136): Bir kişinin görüntüsü veya sesi kişisel veri niteliği taşıyorsa, bunların hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ilgili suçların unsurlarına göre değerlendirilebilir. Ancak yalnızca deepfake üretilmiş olması bu suçların işlendiği anlamına gelmez.
• Şantaj (TCK m.107): Sahte bir videonun yayımlanacağı tehdidiyle kişiden para veya başka bir menfaat elde edilmeye çalışılması, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde şantaj suçunu gündeme getirebilir.
• Dolandırıcılık (TCK m.157–158): Sahte bir ses veya görüntü kullanılarak kişinin hileli davranışlarla aldatılması ve onun ya da başkasının zararına yarar sağlanması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşabilir. Bilişim sistemlerinin suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması gibi kanuni koşulların bulunması hâlinde nitelikli dolandırıcılık hükümleri de uygulanabilir.
• İftira (TCK m.267): Bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılması ya da idari yaptırım uygulanması amacıyla yetkili makamlara ihbar veya şikâyet edilmesi ya da basın ve yayın yoluyla isnat edilmesi sırasında sahte görüntülerden yararlanılması hâlinde gündeme gelebilir.
• Müstehcenlik (TCK m.226): Deepfake yoluyla oluşturulan içeriklerin bu maddede düzenlenen suçun unsurlarını karşılaması hâlinde uygulanabilir. Ancak her rızasız cinsel içerikli deepfake'in otomatik olarak müstehcenlik suçunu oluşturduğu söylenemez. Çocukları konu alan cinsel içerikli deepfake'ler bakımından ise TCK m.226'daki çocuklara ilişkin hükümler başta olmak üzere, somut fiilin niteliğine göre ilgili suç düzenlemelerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
İşin en ilginç kısmı: Sahte görüntü "özel hayat" sayılır mı?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134), kişinin özel hayatına ilişkin gizliliği koruyor. Peki tamamen yapay olarak oluşturulmuş ve gerçekte yaşanmamış bir görüntü bu suç kapsamında değerlendirilebilir mi?
Deepfake videoda gördüğünüz sahne gerçekte hiç yaşanmamış olabilir. Kişinin gerçek bir anını değil, yapay zekâyla oluşturulmuş bir görüntüyü izliyorsunuz.
Buradan şöyle bir soru doğuyor: "Ortada ifşa edilen gerçek bir özel hayat görüntüsü yoksa özel hayatın gizliliği nasıl ihlal edilmiş olabilir?"
Ceza hukukunda suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile kıyas yasağı bulunuyor. Bir fiil kanundaki suç tanımının unsurlarını karşılamıyorsa kıyas yoluyla o suçtan cezalandırılamaz.
Ancak özel hayatın gizliliğinin korunması yalnızca gerçek görüntülerin ifşasından ibaret değil. İçeriğin hazırlanmasında gerçek özel hayat verilerinin kullanılıp kullanılmadığı, kişinin özel yaşam alanına yönelik müdahalenin niteliği ve gerçekleştirilen diğer fiiller de önem taşıyabilir. Bu nedenle tamamen sentetik görüntülerin TCK m.134 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda her olaya uygulanabilecek kesin bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.
Somut olayın özelliklerine göre hakaret, kişisel verilere ilişkin suçlar veya şantaj gibi diğer suç tipleri de gündeme gelebilir. Ancak mevcut suç düzenlemelerinin deepfake teknolojisinin yol açtığı bütün zararları karşılamak bakımından yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu.
Ceza davası dışında neler yapılabilir?
Mağdur için en acil ihtiyaç çoğu zaman içeriğin hızla kaldırılmasıdır. Burada önemli bir hukuki değişikliği bilmek gerekiyor.
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Önceden kişilik haklarının internet yayınlarıyla ihlal edildiğini ileri süren kişiler, bu maddeye dayanarak doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurabiliyordu.
Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli, E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 9. madde iptal edildi. İptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu nedenle eski 9. maddeye dayalı başvuru yolu artık kullanılamıyor.
Peki başka hangi yollar değerlendirilebilir?
• Özel hayatın gizliliği nedeniyle erişimin engellenmesi (5651 m.9/A): Özel hayatının gizliliğinin internet yayını nedeniyle ihlal edildiğini ileri süren kişiler, maddede düzenlenen koşullarla BTK'ya başvurabilir. Bu mekanizma hâkim denetimine tabidir. Ancak her deepfake içeriği bakımından kendiliğinden uygulanmaz; özel hayatın gizliliğine yönelik ihlalin ve başvuru koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerekir.
• Katalog suçlar nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi (5651 m.8): İnternet yayınının bu maddede sayılan suçları oluşturduğuna ilişkin yeterli şüphe bulunması hâlinde, kanunda öngörülen koşullarla tedbir uygulanabilir. Müstehcenlik ve çocukların cinsel istismarı, maddede sayılan suçlar arasındadır.
• Hukuk mahkemesi yolu: Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri kapsamında kişilik hakkına yönelik saldırının önlenmesi, durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti istenebilir. Koşulları varsa ihtiyati tedbir ile maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
KVKK her deepfake vakasında uygulanır mı?
Yüz görüntüsü ve ses, belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilebiliyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir. Ancak her yüz görüntüsü veya ses kaydı otomatik olarak "biyometrik veri", dolayısıyla özel nitelikli kişisel veri sayılmaz.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun biyometrik verilere ilişkin rehberinde, kişiyi özgün biçimde teşhis etmeye veya teyit etmeye imkân veren spesifik teknik işlemler önem taşıyor. Dolayısıyla deepfake üretiminde kullanılan verilerin biyometrik veri niteliği, uygulanan teknik işlemlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.
KVKK'nın uygulanıp uygulanmayacağı da somut olayın özelliklerine bağlıdır. Kanun'un 28. maddesinde belirli veri işleme faaliyetlerine ilişkin istisnalar bulunuyor.
KVKK'nın uygulandığı durumlarda, ilgili kişinin Kurula şikâyet yoluna başvurmadan önce kural olarak veri sorumlusuna başvurması gerekiyor. Başvuruya verilen yanıt veya yanıt verilmemesi durumuna göre Kanun'un 13 ve 14. maddelerinde öngörülen süreler ve usuller çerçevesinde Kurula şikâyet mümkün olabilir.
Peki gelecekte ne olacak?
Deepfake içeriklerin yol açtığı sorunlara ilişkin Türkiye'de yeni düzenleme önerileri de bulunuyor.
Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk ve arkadaşlarının sunduğu, 2/3358 esas numaralı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, 7 Kasım 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu.
Teklif, 8 Ekim 2026 itibarıyla komisyon aşamasında bulunuyor; yani henüz yasalaşmış değil.
Teklifte yapay zekâyla üretilen içeriklerin etiketlenmesi, belirli hukuka aykırı içeriklere yönelik hızlı müdahale mekanizmaları, idari yaptırımlar ve yapay zekâ kullanılarak gerçekleştirilen suçlara ilişkin sorumluluk konularında düzenlemeler öngörülüyor.
Ancak bunlar henüz kanunlaşmadığından, teklifin öngördüğü yükümlülükler ve yaptırımlar yürürlükteki hukuk kuralları olarak değerlendirilemez.
Avrupa Birliği'nin Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ise deepfake niteliğindeki görüntü, ses ve video içeriklerinin yapay olarak üretildiğinin veya değiştirildiğinin açıklanmasına ilişkin şeffaflık yükümlülükleri getiriyor. Bu yükümlülüklerin kapsamı ve istisnaları da düzenlemenin 50. maddesinde yer alıyor.
Deepfake mağduru olursan ne yapmalısın?
1. Delil topla. İçeriğin ekran görüntüsünü al; bağlantısını, paylaşan hesabı ve tarihi kaydet. Gerektiğinde delillerin güvenilir biçimde tespit edilmesi için hukuki destek al.
2. İçeriği bildir. Paylaşıldığı platformun şikâyet mekanizmasını kullan.
3. Hukuki yolları değerlendir. İçeriğin niteliğine göre 5651 sayılı Kanun'un 9/A veya 8. maddelerindeki mekanizmalar ya da hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir talebi gündeme gelebilir.
4. Suç duyurusunda bulun. Fiilin suç oluşturduğunu düşünüyorsan Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilirsin. Özellikle şantaj veya dolandırıcılık şüphesinde gecikmemek önemlidir.
5. Bir avukata danış. Hangi hukuki yolların kullanılabileceği ve hangi suçların oluşabileceği somut olayın özelliklerine göre değişir.
Sesli dolandırıcılığa karşı küçük bir ipucu: Ailenle yalnızca sizin bildiğiniz bir "güvenlik kelimesi" belirleyebilirsin. Yapay zekâ sesi taklit edebilir; ancak gizli tutulan bir güvenlik kelimesi dolandırıcılık girişimini fark etmene yardımcı olabilir.
Son söz
Kısacası deepfake, Türk hukukunda bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş değil. Ancak bu teknolojiyle gerçekleştirilen fiiller, kanuni unsurları gerçekleştiği ölçüde mevcut suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte "sahte görüntü özel hayatın gizliliğini ihlal eder mi?" sorusu ve kişilik haklarının internet ortamında korunmasına ilişkin tartışmalar, teknolojinin mevcut hukuk düzenini hangi noktalarda zorladığını gösteriyor.
Belki de asıl soru şu: Hukuk yalnızca gerçekleşmiş ihlalleri cezalandırmakla mı yetinmeli, yoksa bu içeriklerin yol açabileceği zararları önlemek için daha etkili mekanizmalar mı geliştirmeli?
Yayınlandı Topluluk