Topluluk
CMK m.134 Neden İptal Edildi? Anayasa Mahkemesi Kararının Dijital Delillere Etkisi
Editör
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 134. Maddesi:
‘(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.’
Yukarıda bahsi geçen madde,bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,kayıtlardan kopya çıkarılmasına ve kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine ilişkin şüphelilerin bilgisayarlarından somut delile dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin ve başka şekillerde delil elde etme imkanı bulunmadığı halde hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebileceğine ilişkin maddedir.
Ancak söz konusu madde Anayasa Mahkemesinin 12/02/2026 tarihli ve E. 2023/128 , K.2026/36 sayılı Kararı ile bu madde iptal edilmiş,söz konusu iptal kararının ise yürürlüğe girme tarihi yine aynı kararın içinde Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra 25/02/2027 olarak belirlenmiştir.
Bu iptal kararının gerekçesi incelenecek olursa Anayasa Mahkemesi söz konusu maddelerin birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa m.13’e ölçülülük ilkesi yönünden ve bu kanuniliğin m.2’de yer alan hukuk devleti ilkesi yönünden aykırı bulmuş ve söz konusu fıkraların iptal kararının maddeyi bir bütün olarak etkilediği yönüyle maddenin iptaline karar vermiştir.
Uygulamada söz konusu maddenin uygulama alanı sadece bilgisayarla kalmayıp kişilerin akıllı cep telefonları,bilgisayar kapsamında değerlendirilebilecek bilişim araçları vb. de dahil edilmektedir. Dahil edilen bilgisayar dışındaki cihazların içerdiği anlık veya önceden kalan haberleşmelerin de karışması dolayısıyla yine 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun İletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınması başlıklı 135. Maddesi ile karıştığı görülmektedir. Özellikle bu duruma ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2020/286, K. 2022/754 kararında bu durum incelenmiş ve Yargıtay ‘bilgisayar kütükleri’ ifadesinin teknik anlamda sadece masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda bulunanları değil ; tüm çıkarılabilir bellekler(CD,DVD,flash disk vb) telefon ve diğer mobil cihazlar bakımından kapsadığı yönündeki görüştedir.
Bu durum dışında hakim kararı veya hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmadan kolluk tarafından şüphelinin rızasıyla da olsa cep telefonundaki whatsapp mesaj içeriklerinin kolluk tarafından incelenmesi,sadece telefon sahibinin rızasına dayanarak telefonun kolluk tarafından incelenmesi, gibi mevzular da Yargıtay bakımından incelenmiştir ve bahsi geçen madde kapsamında elde edilen delillerin elde edilme yolları ile ilgili hususlardan dolayı hukuka aykırı delil olarak kabul edilmiştir.Ayrıca söz konusu araçların şüpheliye ait olup olmamasına bakılmaksızın ‘şüphelinin kullandığı’ ifadesi ile yeterli görülüp m.134 kapsamında tedbirin uygulanması için yeterli bulunduğu görüşündedir.
Sonuç olarak verilen AYM kararı, dijital delillerin tamamen kullanılmayacağı anlamına gelmemekle birlikte yeni düzenlemede kişisel verilerin korunmasına yönelik daha detaylı güvencelerin getirilmesi bekleniyor.Kanımızca birçok tartışmaya ve karışıklığa yol açan maddenin değiştirilmesi, kişisel verilerin gün geçtikçe dijital cihazlarda yoğun bulunduğundan getirilecek yeni düzenlemenin temel haklar ve soruşturmanın etkinliği bakımından hassas denge kurulması gereklidir.Yasama organının yapacağı bu yeni düzenlemede özel hayatın korunması ve delil elde etme sürecini birlikte gözeterek düzenlemenin daha açık ve öngörülebilir kurallar içermelidir.
‘(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.’
Yukarıda bahsi geçen madde,bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,kayıtlardan kopya çıkarılmasına ve kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine ilişkin şüphelilerin bilgisayarlarından somut delile dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin ve başka şekillerde delil elde etme imkanı bulunmadığı halde hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebileceğine ilişkin maddedir.
Ancak söz konusu madde Anayasa Mahkemesinin 12/02/2026 tarihli ve E. 2023/128 , K.2026/36 sayılı Kararı ile bu madde iptal edilmiş,söz konusu iptal kararının ise yürürlüğe girme tarihi yine aynı kararın içinde Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra 25/02/2027 olarak belirlenmiştir.
Bu iptal kararının gerekçesi incelenecek olursa Anayasa Mahkemesi söz konusu maddelerin birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa m.13’e ölçülülük ilkesi yönünden ve bu kanuniliğin m.2’de yer alan hukuk devleti ilkesi yönünden aykırı bulmuş ve söz konusu fıkraların iptal kararının maddeyi bir bütün olarak etkilediği yönüyle maddenin iptaline karar vermiştir.
Uygulamada söz konusu maddenin uygulama alanı sadece bilgisayarla kalmayıp kişilerin akıllı cep telefonları,bilgisayar kapsamında değerlendirilebilecek bilişim araçları vb. de dahil edilmektedir. Dahil edilen bilgisayar dışındaki cihazların içerdiği anlık veya önceden kalan haberleşmelerin de karışması dolayısıyla yine 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun İletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınması başlıklı 135. Maddesi ile karıştığı görülmektedir. Özellikle bu duruma ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2020/286, K. 2022/754 kararında bu durum incelenmiş ve Yargıtay ‘bilgisayar kütükleri’ ifadesinin teknik anlamda sadece masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda bulunanları değil ; tüm çıkarılabilir bellekler(CD,DVD,flash disk vb) telefon ve diğer mobil cihazlar bakımından kapsadığı yönündeki görüştedir.
Bu durum dışında hakim kararı veya hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmadan kolluk tarafından şüphelinin rızasıyla da olsa cep telefonundaki whatsapp mesaj içeriklerinin kolluk tarafından incelenmesi,sadece telefon sahibinin rızasına dayanarak telefonun kolluk tarafından incelenmesi, gibi mevzular da Yargıtay bakımından incelenmiştir ve bahsi geçen madde kapsamında elde edilen delillerin elde edilme yolları ile ilgili hususlardan dolayı hukuka aykırı delil olarak kabul edilmiştir.Ayrıca söz konusu araçların şüpheliye ait olup olmamasına bakılmaksızın ‘şüphelinin kullandığı’ ifadesi ile yeterli görülüp m.134 kapsamında tedbirin uygulanması için yeterli bulunduğu görüşündedir.
Sonuç olarak verilen AYM kararı, dijital delillerin tamamen kullanılmayacağı anlamına gelmemekle birlikte yeni düzenlemede kişisel verilerin korunmasına yönelik daha detaylı güvencelerin getirilmesi bekleniyor.Kanımızca birçok tartışmaya ve karışıklığa yol açan maddenin değiştirilmesi, kişisel verilerin gün geçtikçe dijital cihazlarda yoğun bulunduğundan getirilecek yeni düzenlemenin temel haklar ve soruşturmanın etkinliği bakımından hassas denge kurulması gereklidir.Yasama organının yapacağı bu yeni düzenlemede özel hayatın korunması ve delil elde etme sürecini birlikte gözeterek düzenlemenin daha açık ve öngörülebilir kurallar içermelidir.
Yayınlandı Topluluk